Hayvansever olmak nasıl mümkün olur
Hayvansever, hayvanın temel haklarını yok saymaz

Hayvansever olmak nasıl mümkün olur

Genel
Yayım: 16.05.2022

Empati, ilişki kurma ve araştırma yeteneklerimizi kullanarak dünyaya hayvanların gözünden bakabileceğimize inanıyoruz. Kendini hayvansever olarak tanımlayan insan ırkının gerçekten bu tanıma ne kadar layık olabileceğini hep birlikte inceleyelim.

Öncelikle hayvansever kimdir ve kimlere denir diye bir araştırma yaptığımızda başta wikipedia olmak üzere çoğu sitede aşağıdaki tanım yer alır. 

Hayvansever; hayvanları seven, onlara iyi davranan ve haklarını korumaya çalışan kimse. Hayvanseverlik kavramı ile aşağıdakilerden biri kastedilmiş olabilir:

  • Hayvan refahı
  • Hayvan hakları
  • Hayvan özgürlüğü
  • Vejetaryen veya vegan

Hayvan refahı ile başlayalım

Hayvan refahı, hayvanın iyi koşullarda bakılmasını, fiziksel ve psikolojik sağlık yönünden iyi bir hayat sürmesini sağlamaktadır. Sağlık hizmetlerinden yararlanabilmesi ile özgür bir yaşam sürdürebilmesi refahın bir parçasıdır. Ülkemizde bilinçli bir şekilde evcil hayvan bakımına dair bir farkındalık akımı olmayışından, hayvan refahının henüz ön plana çıktığını söyleyemeyiz.

Bir sorunun çözülmesini istemeyenler, soruna dair sizi daha küçük pencereden bakmaya zorlarlar. Oysa daha geniş bir açıdan bakıldığında, günümüzde sürekli dikkat çekilmeye çalışılan "hayvan satışına hayır ve #satınalmasahiplen" gibi ön plana çıkarılan çalışmalar, hayvanın refahı için gerekli veya daha önemli olan diğer tüm şartları ve gereklilikleri baskılamıştır (örneğin; hayvan sahiplerinin beslediği hayvana özel bakım eğitiminin gerekliliği ve bunun önemi hayvan refahını ve sağlığını çok daha fazla etkilemektedir).

Gündem ve bütün bakış açıları hayvan satışına yoğun olarak odaklandığı için (sansasyonel ve ilgi çekici olma sebebi ile haber niteliği yüksek), hayvanların şuan yalnızca bu sorunu var gibi görünmekte olup daha büyük sorunlar ve çözümlerini keşfetmeye bile çalışmıyoruz. Oysa hayvan satışının, bilinçsiz hayvan besleyen sahipler kadar zararlı olmadığı bir gerçektir ve bu konuyu ayrı bir başlıkta ele alacağız. Kısacası hayvan refahı, kendini hayvansever olarak tanımlayan kişilerce kapsamlı ve özenli bir şekilde ele alınmıyor. Çünkü hayvan hakları yalnızca üretim ile satış aşamaları için mevcut değil ve hayvan yaşamı bununla da sınırlı değil. Hayvan hakları herkes tarafından hayvanın tüm yaşamı boyunca özenle uygulanması gerekmektedir. Ancak dikkatler her zaman üretim ve satış aşamalarına çekilerek penceremiz küçültülüyor.

Hayvana hakkı gerçekten veriliyor mu

Hayvan haklarından söz edecek olursak, hayvan hakları evrensel beyannamesi 5. maddeleri şöyle başlar:

  1. Geleneksel olarak insanların çevresinde yaşayan bütün hayvanlar uyumlu biçimde türüne özgü yaşam koşulları ve özgürlük içinde yaşama ve üreme hakkına sahiptir.
  2. İnsanların kendi çıkarları için bu uyumda ya da bu koşullarda yapacakları her türlü değişiklik bu haklara aykırıdır.

Günümüzde yaşanan duruma baktığımızda, insanların yalnızca hayvanı kısırlaştırma işlemi bile bu önemli iki maddeyi hiçe saymıyor mu?

Kısırlaştırma işlemi direkt olarak madde 5-1 ile uyumsuz olmasının yanı sıra hayvan üzerinde yaratabileceği sağlık problemleri riskleriyle; hayvanın var olma ve var oluşunu sürdürebilmesi ile ilgili madde göz ardı edilmiş olmuyor mu? (Madde 1 - Bütün hayvanlar yaşam önünde eşit doğar ve aynı var olmak hakkına sahiptir) Bir hayvansever olarak daha 1. maddeden kuralları bozmaya başlıyor veya bu durumu normalleştiriyorsak yada normal görüyorsak, hayvan sevmeyen sınıfına girebilmek için beyannamenin kaç kuralını daha hiçe saymalıyız?

Hayvanseverlik ile ilgili diğer bir çelişki ise, hayvanları koruma derneklerinden birinde yazılı şu maddeler dikkatimizi çekiyor. Hayvanların dört temel hakkı vardır ve bunlar "yaşam, barınma, beslenme, üreme hakkı" olmak üzere listeleniyor. Bu dört temel haktan birisi olan üreme haklarının yok sayılmasını normalleştirerek (hayvan kısırlaştırma işleminin normalleştirilmesi) veya göz yumarak, bu konuda hiç bir söz etmiyorken kesinlikle bir hayvan sevgisinden söz edemeyiz. Hadi evcil hayvan sahiplerinin koku ve ses sorunu sebebi ile hayvanlarını kısırlaştırdığını biliyoruz, sokak hayvanlarının kısırlaştırılmasına nasıl sessiz kalabilirsiniz? Bir üst maddede yer alan örnekteki gibi küçük pencerede kalmanız için nedense zorlanıyorsunuz.

Bunun sokak hayvanına zararını en basit örnek ile, kısırlaştırılmış bir hayvanın özel bir diyet ile beslenmesi gerektiği ve bu diyeti sağlamadığınız taktirde hayvan sağlığını olumsuz etkileyerek elinden yaşam hakkını da almış olduğunuzu gösterebiliriz. İşte tam burada sorun başlıyor... Sokak hayvanlarında bu diyeti sağlamanın mümkün olmadığını düşününce, peki bu uygulama neden hala normal görülüyor yada dernekler tarafından buna göz yumuluyor? Sokak hayvanlarının çoğunun artık kilo almaktan sosise benzediğini ve sağlıksız bir yaşama sahip olduğunu herkes görebilir. Temelde kısırlaştırma işlemin yaratabileceği bir olumsuz etkinin, farklı türde onlarca olumsuz etkiyi tetiklemesi toplamda tüm hayvan haklarını ihlal edecek etkiyi gösteriyor (üreme,refah ve yaşam) ve bu herkes tarafından normal görülerek (tek işleri hayvan hakları olan dernekler dahildir) bu konuya gerekli dikkat çekilemiyor veya çekilmek istenmiyor.

Hayvan hakları konusunda dikkat çekilen noktaların çoğu zaman maddi kaygılar yaratmayan basit olanlar olduğunu düşünüyoruz. Bizce hayvanların haklarını korumak uğruna, baş edemeyecekleri boyutlarda sorumlulukları üstlenemedikçe hayvanlar için görevler tam olarak yerine getirmiş sayılamaz (hayvan koruma derneklerinin, hayvanları kısırlaştırmayın veya barınaklarda yer alan hayvanları doğasına geri bırakın dediğini bu yüzden göremeyeceksiniz). Öyleyse, hayvanı ve hayvanın haklarını en doğru şekilde savunabilmek, haklarını verebilmek maalesef mümkün olmuyor.

Hayvanların özgürlük hakkı

Özgürlük hakkını en doğru şekilde yaşayan vahşi hayvanların bile bazen insanlar olarak istemeden (yapılaşma ile) bu haklarını ellerinden alıyoruz ancak göz göre göre almak istemeyiz değil mi? İnsanlar olarak her zaman çoğunluğu takip eder ve bilinçsizce çoğunluğun hareketlerini doğru olarak kabulleniriz.

İnternet üzerinde, domuz gibi vahşi hayvanların beslenme maksadı ile yerleşim yerlerine girdiğini ve altında yer alan yorumlarda "hayvanların doğal alanlarını ellerinden alıyorlar ne yapsınlar beslenecek ve yaşayacak yer bırakmadılar" gibi, başkalarını suçlayan ancak kişilerin bu konuda kendi üzerlerine düşen payları görmezden gelen metinlerle karşılaşabilirsiniz. Müteahhit yapılaşmayı sağladığı için suçluda, müteahhitten ev alan, şehir yaşamını tercih edenler buna katkı sağlamadı mı? Daha az insan, daha küçük şehirler gerektirir ve hayvanların doğal yaşam alanına saygı göstermek daha mümkün olurdu. O tür yorumları yapan arkadaşları taktir ederek, hayvanların iyiliği için şehir yaşamından göç etmelerini öneriyoruz. Ancak öylelikle hayvana bir faydası olacaktır.

Aşağıdaki örnekte bir vahşi hayvanın hayvanat bahçesindeki görüntüsü "hayvansever" kitleyi oldukça rahatsız etmeli ve tepki göstermeye değer bulmalı. Yine küçük pencereden bakılan bu açıda, barınaklarda bulunan evcil veya olmayan tüm hayvanların görüntüsünden rahatsız olamazsınız (alıştırıldınız). Oysa sahipli ve evcilleştirilmiş hayvanlar dışında tümü vahşi hayvan niteliğindedir, çünkü öyle doğdular. Sokaktan yakalanarak (onların doğası), kısırlaştırıp kafese koyulmuş bir hayvanın ihlal edilen hakları ile doğadan yakalanarak kafese kapatılmış bir hayvana ait hak ihlallerinde bir farklılık yoktur. 

Aşağıda yer alan resimde biz 1 fark bile bulamadık, siz bulabildiniz mi?

Barınak ve hayvanat bahçesindeki hayvanlar
Barınaklar ile hayvanat bahçesi yaşamında hayvanlar

Resimdeki iki tür arasından biri olsaydık, biz kurt olmayı tercih ederdik. Bunun sebebi ise daha sağlıklı ve geniş alanlarda bakım ihtimali ve hayvanat bahçesi için bir değer sahibi olduğundan daha iyi bakım koşullarının sağlanmasıdır. Barınaklardan çok daha iyi şartlar olmasına rağmen, hayvanat bahçeleri için mi fazla sayıda tepki gösteriliyor yoksa barınaklar için mi? Hayvan türleri arasında eşitliğin sağlanmaması ve hayvan hakları konusunun sürekli manipüle edilmesinden dolayı, hayvan çıkarlarının temel alınmadığını ve insan çıkarının daima daha baskın geldiğini (hayvanları kullanarak) görebiliyoruz.

Şuan sokaklardan koparılarak kafeslere kapatılmış olan sokaklarda doğmuş köpekler, dedelerinden evcilleştirilmeye boyun eğmeleri kaynaklı basitleşmenin cezasını mı çekiyorlar? Çünkü aynı ataya sahip evcilleşmemiş türüne bunun yapılması uygun görülmüyor. Ancak sokakta köpek diye nitelendirilen aslı hala doğaya ait diyebileceğimiz (evcilleştirilmemiş) olanlar neden ataları ile aynı sınıfa koyulmuyor? Emin olun bunun tek sebebi insanlara yakın oluşudur ve insanlara yakın olan her hayvan mutlak ayak altından çekilmesi düşünülecektir. Burada önemsenmiş olan asıl temanın samimiyetini çelişkili buluyor ve bu uygulamanın "hayvanların çoğalması neticesinde zarar görmesini engellemek" olmayarak, insanın ayak altından kaldırılarak insanların rahatsız edilmemesi olduğuna inanıyoruz.

Uygulanan bu çelişkili duruma benzer örnek ve insanlara güzel gösterme sanatını "plastiğin geri dönüşümü (insan ilgisini, plastiğin zararlarından daha çok geri dönüşüme nasıl çektiler)" hikayesinde görebilirsiniz.

Hayvanın yaşama hakkı

Hayvanın yaşama hakkı, şehirler, kırsal yerleşimler veya hayvanın sahipli yada sahipsiz olmasına, hatta sahibinin eğitim ve bilinç düzeyine göre değişkenlik gösterir. Örneğin beslediği hayvanın bakımı konusunda bilinçli bir sahibi olan evcil hayvan olabildiğince yaşam hakkını elde edebilirken, bilinçsiz sahiplerin elde ettiği (satın alarak yada sahiplenerek fark etmez) hayvanlar bu haktan oldukça mahrumdur.

Bir şehir yaşamında, eğitim düzeyi ve hayvan hakkında bilinçlenmenin daha yüksek olduğu yerlerde hayvanlar daha refah içerisinde yaşam sürebilirken, daha kırsal bölgelerde kapı önünde bağlı bir köpek ilgisizlik, bütün gün güneş altında bağlı kalmayı, keneler aracılığı ile hastalık kapmak değil adeta yüzlerce kenenin hayvanı kaplaması kaynaklı bile ölebiliyor. Neticede bağlı ve bir sahibi olduğu her kötü bakım şartı için yaşam hakkı elinden alınmış diyebiliriz. Kötü bakım şartları şehir veya kırsal fark etmeksizin her yerde hayvan canına mal oluyor. Şehirlerde çalışmalar sürerken, peki kırsal bölgelerde ki hayvanları korumaya yönelik hangi çalışmalar var? Bir hiç...

Özel diyet ile beslenmesi gereken kısırlaştırılmış hayvanlar, diyabet ve diyabete bağlı diğer onlarca hastalık sebebi ile ölürken yaşam haklarının ihlal edilmiş olduğunu görmüyoruz. Büyük pencerede bu ve daha fazlası olduğu gibi, bu ciddi sorunlardan söz eden hiç kimse görünmüyor.

Gerçekten hayvansever kişiler yok mu?

Yıllardır çoğu kişi tarafından görmezden gelinen kendini hayvansever olarak tanımlayan hayvan istifçileri günümüzde hala çok sayıda görebiliyoruz (en az kötü şartlarda hayvan üretip satanların gördüğü tepki kadarını görmeliler). Bugün, kendini hayvansever olarak tanımlayabilecek çoğu insanın hayvanat bahçelerini barınaklardan daha çok ziyaret ettiğini (kendisi veya çocuğu için) düşünüyoruz. Yani, hayatında hiç bir barınağın kapısına gitmemiş ancak bir veya birden çok kez hayvanat bahçesine giderek kendisini hayvansever sınıfına sokan insanların sayısı da oldukça çok. Oysa hayvansever kitlelerin yıllardır savundukları düşünce hayvanat bahçelerinin kaldırılması.

Hayvan sevgisinden hayvanları istifleyenler ve nede olsa sebebi sevmektendir diyerek masum görüp yıllardır normal karşılayan ve bu konuda çokta farkındalık yaratma gereksinimi duymayanlar, bir yanda hayvanat bahçeleri kaldırılsın diyen hayvanseverler, diğer yanda hayvanat bahçesini ziyarete giden hayvanseverler ve ve ve dahaları... (haydi gerçek hayvansever kelimesine yakışanı bulun). Bunların tümü ve bir biri arasındaki çelişkiler hayvansever sıfatına layık görebileceğimiz kitleyi seçmekte zorluk yaratıyor. Galiba işin özü, hayvanlar bir türlü layıkıyla sevilemiyor.

Hayvan bakımı hakkında bilinçsiz sahipler, hayvan hakları söz konusu olduğunda insan veya kendi çıkarları doğrultusunda (adil olmadan, güçlerinin yetebileceği kadarına ses çıkarmak) hareket eden hayvanseverler ve dernekler, hayvanlar arasında çelişkiler doğuran kanun, beyanname veya uygulamalar ile "hayvansever bir insan" tanımına yakışmak hiç kolay olmayacaktır. Ancak makale içeriğinde yazılan örneklerden herhangi birini ihlal eden bir kişiden daha fazlasını ihlal eden insanlar olabileceğinden, her zaman hayvanseverden daha hayvansever olmak deyimi ortaya çıkabilir.

Basit bir anlatım ile: barınaklardan bir hayvan edinme düşüncesiyle yola çıkarak, hayvanın bakımını üstlenmeden önce ilgili cinse ait tüm araştırmalarını tamamlayarak ilerleyen bilinçli bir hayvan sahibi daima hayvanseverden daha hayvanseverdir!

Yukarıda gayet açık görüldüğü gibi eğer insan ırkından isen, her zaman insan çıkarlarını gözetmek baş göreviniz olacaktır. Hayvanlar gibi konuşma ve kendisini ifade edebilme yeteneğine sahip olmadan yaşıyor olsaydık neler isterdik daha fazla düşünelim. Bizim eleştiri ve değerlendirmelerimiz sonucunda, "hayvansever" kelimesine aşağıdaki tanımlamayı daha uygun görüyoruz.

Hayvansever; hayvanlara karşı olumsuz sonuçlar doğurma "ihtimali dahi olan" hiç bir harekete veya girişime yer vermeyerek, yalnızca hayvanın menfaati sebebiyle hayvan yaşamına dahil olacak kadar hayvandan uzak duranlardır.

Kısacası, olumlu yada olumsuz olarak hayvanlar üzerinde hiç bir etkisi bulunmayan bir insan bile (hayvan yaşamına dahil olmayan) yalnızca hayvan menfaatinin söz konusu olduğu durumlarda (örneğin bir sağlık problemi durumunda görmemezlikten gelmeyenler) ona yardımcı olabiliyorsa hayvanlar için en hayırlısıdır.

Bu makale, hayvansever olmanın gerekliliklerini aktarmak ve tüm hayvan türleri eşit olması gereken bir dünyaya doğdukları için (ayrıca kendilerini ifade edebilme yetileri olmadan eşit şekilde) hakların uygulanması hususunda görülen eksikliklerin giderilmesi, hayvan haklarının her yerde hayvanlara tam ve eşit olarak uygulanmasının sağlanması arzusu ile yazılmıştır.

Yorumlar (0)